Home Page Contact Info Site Map Türkçe
The Development Opportunities and Tourism Potentials of the Çoruh Valley- Erzurum Axis

Yar. Doç.Dr. Abdulkadir KOŞAN
Atatürk Üniversitesi
Erzurum Meslek Yüksekokulu


Abstract: The number of the recorded cultural entities along with the natural sources in the Çoruh Valley-Erzurum axis has been seen as the indicator of touristic significance. Although the region is ecologically and socio-culturally rich, it could not reach to the level that it deserves in the culture and tourism industry. A significant development in tourism, other than the winter sports, has not been observed in spite of the rich touristic capacity. A great development in tourism in the region has been expected as the touristic significance of Turkey has increased.

Keywords: Erzurum-Çoruh Valley, rural tourism, sustainable tourism, tourism planning.

Erzurum-Çoruh Vadisinde Turizmin Potansiyelleri Ve Kalkınma Fırsatları

Öz: Hükümetler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları bölge kalkınması kapsamında turizm potansiyellerinden yararlanmak istemektedirler. Öncelikli amaç, halkın gelir seviyesini yükseltmek ve istihdam yaratmaktır. Erzurum ve hiterlandında yer alan Çoruh vadisi bu kapsamda dikkat çekmektedir. Potansiyelin geliştirilmesi bölgede çeşitli partnerlerin işbirliğini ve farklı enstrümanlar kullanmayı gerektirmektedir. Bölgenin sosyal ve ekonomik yapısına turizmin olumlu etkisi, öncelikle bir analizi talep etmektedir. Bu çalışmada, Erzurum-Çoruh vadisinde yapılan saha araştırmasında farklı karar alıcılarının görüşlerine başvurularak sürdürülebilirlik anlayışı içinde bir gelişme konsepti geliştirilmeye gayret edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Erzurum-Çoruh Vadisi, kırsal turizm, sürdürülebilirlik, turizm planlaması.


İKİ FARKLI YANITLAYICI GRUBUNUN WEB’E DAYALI ANKET ÇALIŞMASIYLA KARŞILAŞTIRILMASI

Yard. Doç. Dr. Zerrin AŞAN Anadolu Üniversitesi, Fen Fakültesi İstatistik Bölümü
Prof. Dr. Öztaş AYHAN Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Fen Fakültesi İstatistik Bölümü
Öğr. Grv. Levent TERLEMEZ Anadolu Üniversitesi, Fen Fakültesi İstatistik Bölümü
Öğr. Grv. Dr. Sevil ŞENTÜRK Anadolu Üniversitesi, Fen Fakültesi İstatistik Bölümü


Öz:Web’e dayalı anket çalışmaları web sayfası üzerinden sayfayı ziyaret edenler ve e-mail adresleri üzerinden bir bilgisayar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada ilgili bir web adresi belirlenerek bu sayfa üzerinden bu sayfayı ziyaret eden ve e-mail adresi olan üyeler üzerinden pilot inceleme niteliğinde iki farklı anket uygulaması planlanmıştır. Aynı konuda aynı anket formuna iki farklı yanıtlayıcı grubunun verdikleri yanıtlar istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. İlgili sayfada birer ay süre ile web sayfasını ziyaret edenlere ve e-mail yoluyla üyelere ulaşılarak birer anket uygulanmıştır. Bu çalışmada web sayfasını ziyaret eden 102 yanıtlayıcı ve e-mail anketine ise 100 yanıtlayıcı katılmıştır. Hazırlanan ankette yanıtlayıcılara ilgili web sayfasının güncelliğine ilişkin tutum soruları yanında kişisel sorularda sorulmuştur. Uygulanan ankette her iki yanıtlayıcı grubunun genelde tutum sorularına verdikleri yanıtlarda istatistiksel olarak farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Fakat ilgili sayfayı kullanma ve yanıtladıkları anket formunun düzeninden her iki yanıtlayıcı grubunun memnun oldukları görülmüştür. Çalışma sonunda aynı web sayfasında aynı konu üzerinde uygulanan anket çalışmasına göre ilgili sayfayı ziyaret edenlerle e-mail adresi belli olarak olasılıklı örnekleme yoluyla belirlenen grubun gerçekten farklı oldukları söylenebilir. Ancak bu çalışmanın zamana göre tekrarlanması sonuçlar üzerinde etkili olabilir. Çalışmanın tekrarlanmasında örneklem sayısının artışı söz konusu olabilir. Daha büyük örneklemlerle çalışmak sonuçları etkileyebilir.

Anahtar sözcükler: Web Anketi, e-mail Anketi


Comparing of Two Different Respondents Groups With Questionnaire Survey Based on Web

Abstract: Studies about Web surveys are carried on computers by visitors surfing web page and e-mail addresses. In this study, a web site with a membership service is determined and a survey form with two different designs is planned to carry ,as a pilot survey, on anonymous visitors and members using their e-mail addresses of this web site. Responses of two different respondent groups for the same topic in same survey form are statistically compared. The survey is carried on each one of anonymous visitors and members of this web site by their e-mail addresses for one month. 102 anonymous visitors and 100 members by e-mail participated in the survey. In the survey, altitude questions about update level of the web site and personal questions are asked to respondents. In the conducted survey, it is seen that generally responds of the each of the respondent groups to altitude questions are determined as statistically different, but both of the respondent groups are pleased with usage of relevant web site and design of the survey form. According to the result of conducting the same survey study on the same web site, it can be said that visitors of the relevant web site and with known e-mails group determined by using probability sampling are really different. However, repetition of this study according to time which may increase the sample sizes, affect on the results.

Key words: Web Questionnaire, e-mail Questionnaire


HİZMET SADAKATİNİN GELİŞTİRİLMESİNDE BİR FAYDA-MALİYET YAKLAŞIMI: BANKACILIK SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA

Fikret ÇANKAYA
Karadeniz Üniversitesi İ.İ.B.F İşletme Fakültesi
Zuhal ÇİLİNGİR
Karadeniz Üniversitesi İ.İ.B.F İşletme Fakültesi


Özet: Bilindiği üzere, ürün ve hizmete ilişkin müşteri sadakatinin en belirgin karakteristiği sürekliliktir. Müşteriler, hizmet üreten işletmenin sadık müşterileri haline gelmeden önce sunulan hizmete yönelik bir fayda-maliyet analizi yapmak suretiyle değerlendirme yaparlar. Bu anlamda, çalışmanın amacı müşterilerin bankacılık hizmetlerine ilişkin değerlemeleri ve bu değerlemelerin hizmet sadakati üzerindeki etkisini fayda-maliyet yaklaşımı ile araştırmaktır. Hizmet sadakatinin geliştirilmesinde kullanılan fayda bileşeni hizmet kalitesi unsurundan oluşurken, maliyet bileşeni ise ekonomik maliyetler, işlem maliyetleri ve değiştirme maliyetlerinden oluşmaktadır. Bu amaçla, özel bir bankanın Ankara ve Trabzon illeri müşterilerinden elde edilen verilerle, fayda ve maliyet bileşenlerinin müşterilerin geliştirmiş oldukları sadakat düzeyleri üzerindeki etkisi regresyon analiziyle incelenmiştir. Bunun yanı sıra müşteri türü ve yaşanılan şehirlerin müşterilerin sadakat düzeyleri üzerinde anlamlı bir farklılık yaratıp yaratmadığı da araştırılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Hizmet Sadakati, Fayda- Maliyet Analizi, Hizmet Kalitesi


A COST-BENEFIT APPROACH IN DEVELOPMENT OF SERVICE LOYALTY:AN APPLICATION IN THE BANKING SECTOR

Abstract: As is known, for both of the goods and services, the most determining characteristic of customer loyalty is permanency. Consumers evaluate the service of a company by making a cost-benefit analysis before they become the regular customers of the company. This study aims to investigate both customers’ evaluations of the banking services and the effects of these evaluations on the service loyalty in terms of cost-benefit approach. In the development of service loyalty, the benefit component involves service quality factor, while the cost component involves economic costs, transaction cost and switching costs. With the data obtained from the customers of Trabzon and Ankara branches of a private bank, the roles of both benefit and cost dimensions on service loyalty were explored by regression analysis. Besides, we investigated the type of customer and customer’s residential area creates a statistically significant difference on service loyalty.

Keywords: Service Loyalty, Cost-Benefit Analysis, Service Quality


ÇOK AMAÇLI PROGRAMLAMA ÇÖZÜM TEKNİKLERİNİN SINIFLANDIRILMASI

Yrd. Doç. Dr. Mahmut ATLAS Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.Fişletme Fakültesi


Öz: Çok amaçlı programlama, Yöneylem Araştırmasının hızla gelişen alanlarından birisidir. Çok amaçlı programlama, çoklu amaçların aynı anda gerçekleşmesinin düşünüldüğü bir matematiksel programlamadır. Pek çok optimizasyon problemi doğası gereği birden çok ve bir biriyle çelişen amaçlar içermektedir. Çok amaçlı problemlerin çözümünde dört genel yaklaşımın(karar vericiden tercih bilgisinin çözüm sürecinin: öncesinde, esnasında veya sonrasında alınması ya da alınmaması yaklaşımları) avantaj ve dezavantajları tartışılmıştır. Bu çalışmada çok amaçlı programlama problemlerinin çözümünde kullanılmak üzere geliştirilmiş çözüm tekniklerinin sınıflandırılması amaçlanmaktadır. Bu makalede tartışılan teknikler, metodolojik yönleri ile ele alınmıştır, çözüm tekniklerinin detaylı incelemesi ise çalışma alanının dışında tutulmuştur.

Anahtar sözcükler: Çok amaçlı, programlama, tercih bilgisi, çözüm teknikleri.


A SURVEY OF MULTIOBJECTIVE PROGRAMMING SOLVING TECHNİQUES

Abstract: Multiobjective programming has been one of the fastest growing areas of Operation Research . Multiobjective programming is a mathematical programming, a way of considering multiple objectives explicitly and simultaneously in a multiobjective programming framework. As most optimizations problems are multiobjective to their nature, there are many methods avaliable to tackle these kind of problems. Multiobjective problems are discussed in terms of advantages and disadvantages of the four general approaches(articulation of the decision maker’s preference structure over the multiple objectives prior to, during, or after the optimization) towards multiobjective programming. The aim of this study is to classify the solving techniques developed for solving multiobjective programming problems. The techniques discessed in this study have been considered in methodolojicaj aspects the detailed analysis of solution techniques have not been included. Key words: Multiobjective, programming, preference information, solving techniques


İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğrencilerinin Kurumsal Sosyal Sorumluluk Algılamaları Üzerine Bir Araştırma

İnan Özalp Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F iktisat Fakültesi
H. Zümrüt Tonus Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F İ.İ.B.F iktisat Fakültesi
Muammer Sarıkaya Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F İ.İ.B.F iktisat Fakültesi


Öz: İşletmelerin başarısında sosyal sorumluluklarının önemi giderek artmaktadır. İktisadi ve idari bilimler fakülteleri öğrencilerinin sosyal sorumluluk algılamaları, gelecekte işletmelerin sahibi, hissedarı, yöneticisi, muhasebecisi, pazarlamacısı, ya da müşterisi gibi bir paydaşı olarak, iş dünyasının sosyal sorumluluk bilincinin yerleşmesinde oldukça önemli olacaktır. Literatürde yer alan araştırmalar öğrencilerin sosyal sorumluluk farkındalığına lisans eğitiminde yer alan konular ve dersler sırasında yapılan tartışmalarla ulaştığını göstermektedir. Bu çalışmada, öğrencilerin sosyal sorumluluğun önemini algılamalarının demografik özelliklerden özellikle cinsiyete göre farklılaşma gösterdiğine, ayrıca İİBF’ nde farklı bölümlerde okuyan öğrencilerin algılama farklılıklarına değinilmiştir. Araştırma sonuçlarında, işletme bölümü öğrencilerinin sosyal sorumluluk algılamalarının daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra cinsiyet göz önüne alındığında kız öğrencilerin algılama düzeyleri tüm bölümlerde erkek öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır.

Anahtar Kelimeler: paydaşlar, kurumsal sosyal sorumluluk, iş etiği, işletme öğrencilerinin algılamaları


A Research on Corporate Social Responsibility Perceptions of Faculty of Economics and Administrative Sciences Students


Abstract: Importance of social responsibility in businesses success increases day by day.. Social responsibilities perception of Faculty of Economics and Administrative Sciences students as prospective stakeholders like business owners, shareholders, managers, accountants, marketing expert, or customers, will be essential in the settlement of responsibility consciousness in business world. Existing research shows that students reach social responsibility awareness through issues and discussions in undergraduate education. In this study, it is stated that students’ perceptions of the importance of social responsibility, change in respect to demographic factors, especially gender; and differences in social responsibility perceptions of student from different faculty departments are mentioned. The results of this research exposed that business administration department students’ social responsibility perceptions are more developed than that of other departments’ students. Besides, when gender is considered, females’ level of perception is found to be higher than that of males in all departments.

Keywords: stakeholders, corporate social responsibility, business ethics, business students’ perceptions


TÜRK ÖZEL EMEKLİLİK FONLARININ RİSK ODAKLI YÖNETİM PERFORMANSI: 2004-2006 DÖNEMİNE İLİŞKİN BİR ANALİZ

Öğr.Gör.Dr. Kadir Murat ALTINTAŞ Çankaya Üniversitesi İ.İ.B.F


Öz: Özel emeklilik fonlarının yatırım süreci ve bu sürecin bir anlamda nihai başarısını ifade eden fon performansları, katılımcılar, emeklilik şirketleri ve düzenleyici otoriteler açısından stratejik öneme sahip verilerdir. Bu verilerin analizi, orta ve uzun vadede emeklilik şirketlerinin yatırım etkinliği bakımından açıklayıcı olmasının yanısıra potansiyel katılımcı sayısı bakımından da belirleyici özelliğe sahiptir. Diğer yandan emeklilik yatırım fonlarının finansal performansları, fon yöneticilerinin tecrübeleri, birikimleri, algılamaları, yetenekleri ve öngörüleri gibi değişkenlere son derece duyarlıdır. Bu nedenle fon yöneticisinin seçicilik, zamanlama ve öngörü gibi yetenek düzeylerinin (risk faktörünü de dikkate alarak) ölçülmesi, fon performansı sonuçları bakımından daha açıklayıcı olacaktır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de kısa bir uygulama geçmişine sahip olan emeklilik yatırım fonlarının, yönetim performanslarının genel kabul görmüş performans değerleme yöntemlerine göre ölçülmesi ve özel emeklilik fon katılımcılarının finansal kararlarına destek sunmak adına sonuçların analizidir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular analiz edildiğinde, çalışma kapsamında incelenen fon yöneticilerinin çoğunluğunun seçicilik ve zamanlama yeteneklerine sahip olmadıkları gözlenmiş olmakla birlikte her iki regresyon modeli (Kuadratik ve Kukla Değişkenli) sonuçları ile geleneksel performans değerleme yöntemleri (Jensen-Alfa, Değerleme oranı ve Fama ölçütü) sonuçlarının önemli farklılıklar gösterdiği saptanmıştır ki, bu durum özel emeklilik fon katılımcıları açısından önemli bir sorundur.

Anahtar sözcükler: Emeklilik yatırım fonları, risk odaklı performans değerleme yöntemleri, seçicilik ve zamanlama yeteneği.


THE RISK-BASED MANAGEMENT PERFORMANCE EVALUATION OF TURKISH PRIVATE PENSION FUNDS: AN ANALYSIS FOR 2004-2006 PERIOD

Abstract: The investment process of pension funds is strategically important as well as the fund performance for beneficiaries, retirement corporations and regulatory authorities. The analyses of these data are an important clue for the potential number of beneficiaries and the effectiveness of pension fund investments. Nevertheless, the financial performance of pension funds is strongly linked with the experiences, perception, capability and foresight of pension fund managers. From this point of view, the measurement of fund managers’ selectivity and timing capabilities (with the help of “risk” factor) is more explanatory for the analysis of fund performance. The aim of this article is to measure the fund managers’ performance with the generally accepted performance evaluation techniques and analyze the results that will help the financial decision process of beneficiaries. When we analyze the results of the study, the wide varieties of pension fund managers have not adequate selectivity and timing capability. However, there are significant differences between the results of regression models (Quadratic and Dummy Variable) and traditional performance evaluation techniques which is a very important problem for retirement beneficiaries.

Key words: Pension funds, risk-based performance evaluation techniques, selectivity and timing capability.

ETİK LİDERLİK DAVRANIŞININ YÖNETİCİYE DUYULAN GÜVEN VE PSİKOLOJİK GÜÇLENDİRME ÜZERİNDEKİ ETKİSİNDE ETKİLEŞİM ADALETİNİN DOLAYLI ROLÜ

Yrd. Doç. Dr. C. Cüneyt ARSLANTAŞ
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
Arş. Grv. Meral DURSUN
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi


Öz: Bu çalışma, etik liderlik davranışının yöneticiye duyulan güven ve psikolojik güçlendirme üzerindeki etkisini incelemektedir. Bu ilişki çerçevesinde, etkileşim adaletinin dolaylı etkisi de araştırılmıştır. Araştırma esnasında öncelikle etik liderlik davranışı, yöneticiye duyulan güven, psikolojik güçlendirme ve etkileşimsel adalet kavramları açıklanmıştır. Daha sonra oluşturulan araştırma metodolojisi ışığında korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Analizler etik liderlik davranışının bilişsel güven üzerindeki direkt etkisini desteklemektedir. Analizler aynı zamanda etik liderlik davranışının duygusal güven ve seçim-etki üzerindeki etkisinde, etkileşim adaletinin dolaylı rolünü desteklemektedir.

Anahtar Kelimeler: Etik liderlik davranışı, yöneticiye duyulan güven, psikolojik güçlendirme ve etkileşimsel adalet

THE IMPACT OF ETHICAL LEADERSHIP BEHAVIOR ON TRUST IN MANAGER AND PSYCHOLOGICAL EMPOWERMENT: THE MEDIATING ROLE OF INTERACTIONAL JUSTICE

Abstract: This study was examined the impact of ethical leadership on trust in manager and psychological empowerment. The meadiating effect of interactional justice of that relationship was also investigated. Initially, ethical leadership behavior, trust in manager, psychological empowerment and interactional justice were defined. Consequently, correlation and regression analyses were performed according to the methodology. Analyses provide support for the direct effect of ethical leadership behavior on cognition-based trust. Analyses also provide support for the mediating role of interactional justice in the impact of ethical leadership behavior on affect-based trust and self-determination-impact.

Keywords: Ethical leadership behavior, trust in manager, psychological empowerment and interactional justice

Değerleme Esasları Ve Finansal Tabloların Niteliksel Özellikleri Açısından İncelenmesi
Yrd. Doç. Dr. Hikmet ULUSAN
Bozok Üniversitesi İ.İ.B.F İşletme Bölümü


Öz: Finansal raporlama açısından varlık ve borçları değerleme esasları esas itibariyle tarihi maliyet, yerine koyma maliyeti, net gerçekleşebilir değer, kullanım değeri, yoksun olma değeri ve makul değerden oluşmaktadır. Bu çalışmanın ilk kısmı, finansal raporlama açısından varlık ve borçları değerleme esaslarını ele alır. İkinci kısım ise, değerleme esaslarını finansal tablolarda sunulan bilgilerin yararlılığını belirleyen niteliksel özellikler açısından inceler.

Anahtar sözcükler: Değerleme Esasları, Tarihi Maliyet, Yerine Koyma Maliyeti, Net Gerçekleşebilir Değer, Kullanım Değeri, Yoksun Olma Değeri, Makul Değer.

The Measurement Bases And The Analysis Of Those For Qualitative Characteristics Of Financial Statements

Abstract: The measurement bases of assets and liabilities for financial reporting are basically included: historical cost, replacement cost, net realizable value, value in use, deprival value and fair value. The first part of this study deals with the measurement bases of assets and liabilities for financial reporting. In the second part, the measurement bases for the qualitative characteristics that determine the usefulness of information provided in financial statements are analyzed.

Key words: Measurement Bases, Historical Cost, Replacement Cost, Net Realizable Value, Value in Use, Deprival Value, Fair Value.


ÖRGÜT İTİBARI KAVRAMI VE YÖNETİMİ İLE İLGİLİ BAZI SORUNLAR

Dr.Mehmet E. ERYILMAZ
Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F İşletme Fakültesi


Öz: İtibar; gerek yönetim-örgüt kuramı gerekse diğer çalışma disiplinlerine ait yazınlarda gün geçtikçe daha fazla değinilen ve önemi vurgulanan bir kavram haline gelmektedir. Bu derece popüler hale gelen kavram ile ilgili yönetim-örgüt kuramı çalışma sahası içerisindeki baskın yazın, okuyucuların zihinlerinde itibarın örgütler tarafından her zaman istenildiği miktarda yönetilebileceğine dair bir izlenim yaratıyor, örgüt kuramı diliyle örgüt açısından “mutlak özgür iradeci” bir bakış açısı sergiliyor gibi görünmektedir. Bu çalışmada ise itibarın “mutlak” seviyede değil, belli ölçülerde yönetilebileceği kabul edilmekte ve örgütlerin itibarlarını kontrol altında tutmaya çalışırlarken bazı sorunlarla karşılaşabilecekleri, dolayısıyla örgütsel itibarın şekillendirilmesinin zannedildiğinin aksine oldukça karmaşık bir süreç olduğu ve itibarın yönetilebilme miktarının bir örgütten diğerine; örgütün politik ve ekonomik gücü, uluslararasılaşma düzeyi, icra kurulu başkanının yetenekleri vb. çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebileceği fikri savunulmaktadır. Bu tür bir bilincin önce akademik çevrelerde, sonrasında uygulamacılar arasında oluşturulması önemlidir çünkü bu sayede örgütler itibar yönetimi kavramına daha ciddi yaklaşacaklardır. Ayrıca bu ana amaca ek olarak çalışmanın bir diğer amacı da örgüt itibarı kavramına netlik kazandırmaktır. Örgütsel itibarın oluşum sürecinin genel olarak iki ana safhayı içerdiği söylenebilir. Birinci safhada ya paydaş grupların bizzat kendileri örgüte dair bir deneyim yaşarlar ya da örgüt hakkındaki enformasyon ilgili paydaş gruplara deneyimi yaşamış diğer paydaş gruplarca veya medya kuruluşlarınca ulaştırılır. İkinci adımda ise bu enformasyon paydaş gruplarca yorumlanır ve zihinlerde örgüte dair itibari değer netleşir. Bu çalışmada öncelikle yazında henüz muğlak durumda bulunan örgütsel itibar kavramına netlik kazandırılmaya çalışılacak, ardından kavramın yönetimiyle ilgili güçlükler bu iki safha ekseninde tartışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Örgüt itibarı, örgüt imajı, örgüt kimliği, örgüt itibarının yönetilebilirliği.


THE CONCEPT OF CORPORATE REPUTATION AND THE PROBLEMS RELATED TO IT’S MANAGEMENT

Abstract: Reputation have become a concept importance of it is emphasized more and more by literatures of the management-organization theory field and other disciplines. The dominant corporate reputation literature seems to create a perception in readers’ mind that organizations can manage their reputations at absolute level or so close to it. But in this study, the idea, suggets the limited manageability of organizational reputation, is discussed. According to the study, while organizations try to control their reputations, they encounter some difficulties. Because of that reason, on the contrary of general belief in the literature, management of reputation is so complex process and degree of manageability of it depends on some organizational factors such as politic and financial power of an organization, degree of internationalization and skills of CEO and so on. The development of this type of consciousness is important because in this manner organizations can take concept of reputation more seriously. Also in addition to this main purpose, the another purpose of this study is the clarification of the corporate reputation concept.It generally can be said that formation of the corporate reputation comprises of two phases. In the first phase, stakeholders collect information about an organization via their personal experiences or they benefit from the others’ experiences. They also can provide this information from media. In the second phase, stakeholders intrepret this information and reputation of an organization appears in their minds. In this study, the first, organizational reputation concept will be explained and then difficulties pertaining to manageability of it will be discussed by focusing on these two phases of the process was expressed above briefly.

Keywords: Corporate reputation, organizational image, organizational identity, manageability of corporate reputation.


FİLM TURİZMİ: DESTİNASYONLARIN PAZARLANMASINDA FİLMLERİN ROLÜ

Arş. Gör. Hakan YILMAZ
Anadolu Üniversitesi T.O.İ.Y.O
Yard. Doç. Dr. Medet YOLAL
Anadolu Üniversitesi T.O.İ.Y.O


Öz: Bu çalışmanın amacı filmlere yerleştirilmiş destinasyonların öğrencilerin ziyaret yeri seçiminde ne kadar etkili olduğunun belirlenmesidir. Sinemaya giden insan sayısındaki artış pazarlamacılara, alternatif bir tutundurma aracı olarak sinema filmlerine ürün yerleştirmeyi kullanma olanağı sağlamıştır. Filmlerin çekildiği mekanlar, stüdyolar, oteller, evler ve diğer mekanlar, filmin elde ettiği başarıya göre turistik açıdan çekim merkezleri olabilmektedirler. Öğrencilerin filmlere yerleştirilen destinasyonlara yönelik tutumlarını, algılarını, eğilimlerini ve grup üyeleri arasındaki etkileşimi ortaya koymak amacıyla odak grup yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular öğrencilerin filmlerde gördükleri destinasyonları ziyaret etme isteklerinin yüksek olduğunu göstermiştir. Öğrenciler destinasyonların filmlere yerleştirilerek tanıtılmasını iyi bir pazarlama iletişimi stratejisi olarak görmektedirler. Bu stratejinin Türkiye’deki destinasyonlar tarafından etkin bir şekilde uygulanması durumunda, destinasyonlar kendilerini çok daha kolay bir şekilde tanıtabilecekler ve mevcut örneklerde olduğu gibi pazardaki paylarını artırabileceklerdir.

Anahtar sözcükler: Destinasyon Pazarlaması, Film Turizmi, Ürün Yerleştirme, Pazarlama İletişimi, Odak Grup.


MOVIE TOURISM: THE ROLE OF MOVIES IN DESTINATION MARKETING

Abstract: The aim of the study is to evaluate how effective are the destinations placed in movies in destination choice decisions of students. Rapid growth in the number of movie-goers offers marketers to place products in movies as an alternative promotion tool. Sites, studios, hotels, residences and other places where the movies are shot can be a tourist attraction as a result of the movies’ success. In the study, focus group method was employed in order to reveal student attitudes, perceptions, tendencies and interactions between the group members about the destinations placed in movies. Findings showed that students are highly keen on visiting the destinations they saw in the movies. They also agreed on that promotion of destinations via movies was an effective marketing communication strategy. In case of Turkey, an efficient use of destination placement in movies would help destinations to better promote themselves and increase their market share as in current examples. Key words: Destination Marketing, Movie Tourism, Product Placement, Marketing Communication, Focus Group.


ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN KREDİ KARTI KULLANIMLARINA YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA

Yard. Doç. Dr. Nuray Girginer, ESOGÜ İşletme Bölümü
Yard. Doç. Dr. Arzum Erken Çelik, ESOGÜ İşletme Bölümü
Yard. Doç. Dr. Nurullah Uçkun, ESOGÜ İşletme Bölümü


Öz: Bu çalışmanın amacı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde öğrenim gören öğrencilerin kredi kartı kullanımına yönelik tutumlarını boyutlandırmak ve söz konusu bu boyutların çeşitli demografik özelliklere göre (cinsiyet, gelir, kredi kartına sahip olup olmama, sahip olunan kredi kartı sayısı vb.) farklılıklarını belirlemektir. Harcama ve ödeme kalıplarının tespitine yardımcı olabilecek bu ve benzeri çalışmaların, finansal firmaların kredi kartı hizmetlerini şekillendirmelerinde, pazarlama ve reklam stratejilerini oluşturmalarında; kredi kartı ile satış yapan firmaların satış ve nakit akış planlarını hazırlamalarında yardımcı olabilecek verileri sunabileceği açıktır.Çalışma kapsamında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin yaz okulunda işletme ve finans derslerine katılan 210 öğrenciye anket uygulanmıştır. Kredi kartı kullanımına yönelik tutumları ölçmek amacıyla oluşturulan 16 maddenin faktör analizinden elde edilen 5 ayırt edici boyutun (davranışsal, duygusal, kavramsal, kaygısal, güvenirlik) demografik özellikler bakımından farklılıklarının analizinde bağımsız örneklemler t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Yapılan analizler kredi kartı kullanımına yönelik tutumlarda duygusal ve güvenilirlik boyutlarında kredi kartı kullanan ve kullanmayanlar arasında anlamlı farklar bulunduğunu ve geliri düşük öğrencilerin daha düşük düzeyde kaygısal tutum sergilediklerini göstermiştir.

Anahtar Kelimeler: Kredi kartı kullanımı, kredi kartı kullanım ölçeği, faktör analizi, üniversite öğrencileri, Türkiye


THE ATTITUDES TOWARDS CREDIT CARD USAGE: THE CASE OF ESKISEHIR OSMANGAZI UNIVERSITY ECONOMIC AND ADMINISTRATIVE SCIENCES FACULTY STUDENTS

Abstract:This study aims to determine the dimensions of economic and administrative sciences students’ attitudes towards credit card usage and to expose the differences between these dimensions in respect for their various demographic features. It is clear that such as studies helping to determine expending and in payment patterns, can also obtain useful data for financial firms to develop their credit card services, to form their marketing and promoting strategies and, for the firms accepting credit cards as a payment instrument to prepare their sales and cash flows. 210 students from Eskisehir Osmangazi University taking management and finance courses in the summer term have completed a credit card usage questionnaire. In factor analysis of 16 items formed for measuring the attitudes to credit card usage, 5 distinguishing dimensions (behavioural, affective, cognitive, anxiety, security) have extracted. Differences of these dimensions according to their demographic features have been analyzed with the help of independent samples t test and ANOVA. These analyses have shown that in affective and security dimensions, the differences between the ones using credit cards and using no credit cards were significant and students with low incomes display less anxious attitudes in using credit cards.

Key words: Credit card usage, credit card attitudes scale, factor analysis, university students, Turkey


İKİZ AÇIKLAR HİPOTEZİNİN TÜRKİYE’DE 1950-2005 YILLARI ARASINDA EŞBÜTÜNLEŞME ANALİZİ VE GRANGER NEDENSELLİK TESTİ İLE İNCELENMESİ

Yrd.Doç.Dr. Zeynep ERDİNÇ
Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F İ.İ.B.F iktisat Fakültesi


Öz:İkiz açık hipotezi, bütçe açığı ile cari işlemler açığı arasında bir ilişkinin varlığını işaret etmektedir.Bütçe açıklarının cari işlemler açığına neden olduğunu vurgulayan Geleneksel Keynesyen Yaklaşım ile bütçe açıkları ile cari işlemler açığı arasında bir ilişkinin olmadığını kabul eden Ricardocu Denklik Yaklaşımı çelişmektedir.Bu çalışmada Eşbütünleşme analizi ve Granger Nedensellik testinden yararlanarak Türkiye ekonomisi için bütçe açığı ile cari işlemler açığı arasındaki nedensellik ilişkisi 1950-2005 dönemi yıllık verilerinden yararlanarak ikiz açıklar hipotezinin geçerliliği test edilmiştir. Eşbütünleşme analizinde, bütçe açıkları ile cari işlem açıkları arasında uzun dönemli bir ilişki olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu sonuç Geleneksel Keynesyen Yaklaşımı destekler yöndedir. Ayrıca bütçe açıkları ile cari açık arasındaki ilişkinin yönünün bütçe açıklarından cari açıklara doğru olduğu sonucuna varılmıştır.

Anahtar Kelimeler: İkiz Açık Hipotezi, Bütçe açıkları, Cari işlemler, Granger Nedensellik Testi, Eşbütünleşme Analizi.


ANALYSIS OF TWIN DEFICITS HYPOTHESIS IN TURKEY BETWEEN 1950-2005, USING COINTEGRATION ANALAYSIS AND GRANGER COUSALITY TEST

Abstract:Twin deficit hypothesis indicates the existance of a relationship between budget deficits and current account. The implications of Conventional Keynesian Theory, which asserts that budget deficits induces current account deficits, are different from the Ricardian Equivalance Theory , which claims that there is no causal relationship between budget deficits and current account deficits. In this study, the relationship between budget deficits and current account deficits in Turkey for 1950- 2005 period is examined with annual data by using recently developed time series econometric tecniques such as the cointegration analysis and Granger Causality Test. In cointegration analysis, it is found that there is a long run relationship between budget deficits and current account deficits. This conclusion supports the Conventional Keynesian Theory. Moreover, according to Granger causality tests results, the causality runs from budget deficits to current account deficit..

Key words : Twin Deficits Hypothesıs, Budget Deficits, Current Account, Granger Causality Test, Cointegration Analysıs.


Türkiye’de Konut Fiyatları İle Makro Ekonomik Değişkenler Arasındaki İlişkinin Araştırılması

Yrd.Doç.Dr. İlkay ÖNER BADURLAR
Bilecik Üniversitesi
Bozüyük Meslek Yüksekokulu


Öz: Bu çalışma 1990-2006 dönemi için Türkiye’de makro ekonomik değişkenlerin (gayrisafi yurtiçi hasıla, para arzı, kısa dönem faiz oranları ve döviz kuru) konut fiyatları üzerindeki dinamik etkilerini analiz eder. Konut fiyatları ile makro ekonomik değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisinin araştırılmasında Johansen Eşbütünleşme Testi kullanılmıştır. Eşbütünleşme analizinin sonuçları konut fiyatları ile makro ekonomik değişkenler arasında bir uzun dönem ilişkisinin varolduğunu göstermektedir. Konut fiyatları ile makro ekonomik değişkenler arasındaki kısa dönemli dinamik ilişkinin araştırılmasında Vektör Hata Düzeltme Yöntemi (VECM) kullanılmıştır. VEC Granger Nedensellik/Block Exogeneity Wald Testi sonuçları, konut fiyatları ile faiz oranı ve döviz kuru arasında iki yönlü nedenselliğin bulunduğunu göstermektedir. Gayrisafi yurtiçi hasıla ve para arzından konut fiyatlarına doğru ise tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu görülmektedir.

Anahtar sözcükler: Konut fiyatları, Makro ekonomik değişkenler, Nedensellik ilişkisi, VECM Investigation of Relationship Between House Prices and Macroeconomic Variables In Turkey

Abstract: This study analyses the dynamic effects of macroeconomic variables (i.e. gross domestic product (GDP), money supply, short-run interest rates and exchange rates) on the house prices in Turkey for the period 2000-2006. Estimates of the long run relationship between house prices and macroeconomic variables are obtained using the Johansen cointegration test. The results of cointegration analysis suggest that there exists a long run relationship between house prices and macroeconomic variables. Vector Error Correction Model (VECM) is used to investigate of the short-run dynamic relationship between house prices and macroeconomic variables. The results of VEC Granger Causality/Block Exogeneity Wald Test show that there is bi-directional causality between house prices and interest rates and exchange rates. It is observed that one-directional causality exists from gross domestic product and money supply to house prices.

Key words: House prices, Macroeconomic variables, Causality relation, VECM


“ÇALIŞMAK YA DA ÇALIŞMAMAK”: TÜRKİYE’DE KENTSEL ALANLARDA YAŞAYAN KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILMAMA KARARLARININ OLASI BELİRLEYİCİLERİ

Prof. Dr. Kemal Yıldırım Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F İktisat Bölümü Öğr. Gör. Dr. Günsel Doğrul Dumlupınar Üniversitesi Kütahya Meslek Yüksekokulu


Öz: Bu çalışmada Türkiye’de kentsel alanlarda yaşayan kadınların işgücüne katılmama kararlarının olası belirleyicilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada kadınların sosyo-demografik özellikleri ve aile yapılarını dikkate alan bir yaklaşım benimsenmiştir. Kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hazırlanan 2003 yılı Hanehalkı Bütçe Anketinden elde edilen fert düzeyinde verilerdir. Kadınların işgücüne katılmama kararlarını etkileyen faktörlere, tüm kadınlar, evli kadınlar olmak üzere iki ayrı lojistik regresyon modeliyle bakılmıştır. Bu modellerden elde edilen bulgular medeni durumun, eşin eğitim düzeyinin, ekonomik durumun ve çocuk sayısının kadınların işgücüne katılmamalarında önemli etkenler olduğu yönündedir. Eğitim seviyesi yükseldikçe kadınlar işgücüne katılım konusunda daha istekli hale gelmektedir. Eşin eğitim seviyesi yükseldiğinde kadınların katılım olasılığının da azaldığı gözlenmiştir. Ailenin ekonomik durumu iyileştiğinde diğer bir deyişle ailenin kullanılabilir yıllık geliri arttığında ve oturulan konutun mülkiyetine sahip olunduğunda, kadın katılım konusunda istekli davranmamaktadır. Diğer taraftan hanedeki çocuk sayısı işgücüne katılmama ihtimalini arttırmaktadır. 7-18, 0-6 yaş aralığında yer alan çocukların varlığının ise sanılanın aksine kadının işgücü piyasasına katılma olasılığını arttırdığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, kadınların çalışmama kararında çocuğun yaş aralığı değil çocuk sayısı önem taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler: Kadın İşgücü, İşgücüne Katılmama, Kentsel İşgücü, Türkiye, Lojistik Regresyon


“WORK OR NOT TO WORK”: POSSIBLE DETERMINANTS OF FEMALE NON-PARTICIPATION DECISIONS IN THE URBAN LABOR FORCE IN TURKEY

Abstarct:This study attempts to explore the factors influencing women’s decision not to enter the labour force in urban Turkey. It adopts an approach which emphasises women’s socio-demografic characteristics and their family backrounds. The evidence comes from a Household Budget Survey for the year of 2003 conducted by the Turkish Statistical Institution. Factors underlying female labor force participation are discussed on the basis of two logistic regression models: one for the whole data set, the other for the subset of married women. The findings of the models indicate the importance of marital status, husbands’education, economical status and the number of children as determinants of non-participation. Odds of non-participation decreases for the unmarried status. It is much more likely for single women to participate in the labour force. University and higher graduates are more willing to participate compared to less educated women. When the income situation of household improves women tend not to participate in the labor force. On the other hand, willingness to non-participate is positively affected by the number of children. The age groups of children do not keep married women from working outside the home. Therefore, it is not the age groups of children, but the number of children which affect the non-participation decision of married women.

Key words: Female Labor, Non-Participation, Urban Labor Force, Turkey, Logit Regression


Der Tod in Gert Heidenreichs Roman “Die Steinesammlerin”

Yrd. Doç. Dr. Kenan Öncü
Gazi Üniversitesi
Gazi Eğitim Fakültesi

Gert Heidenreich’ın “Die Steinesammlerin” Adlı Romanında Ölüm


Öz: Ölüm bir kez yaşandığı ve ölüm tecrübesi ölen insanla birlikte götürüldüğü için gizemli bir olgudur. Bazen arzulanan, çoğunlukla da korkulan bu olgu edebiyat alanında da ilginçliğini hep korumuştur. Edebiyat tarihinin değişik dönemlerinde yazarların ölüme yaklaşımı hep farklı olmuştur. Bu çalışmada Alman yazarlarından Gert Heidenreich’ın 1984 yılında yayımlanmış olan “Die Steinesammlerin” adlı romanında ölüm motifinin işleniş biçimi ve bu motife yüklenen işlevler ortaya konmaya çalışılmıştır.

Anahtar sözcükler: Ölüm, kader, kaçınılmazlık, Jean Paul, ok sembolü, suçluluk bilinci.

Death in the Novel “Die Steinesammlerin” of Gert Heidenreich

Abstract: The experience of death is mysterious because death is experienced once and gone with the dead person. This fact sometimes desired and usually feared has always hold its importance in literature. Authors’ approach to death has always been different in the history of Literature. The way of processing and the functions loaded on this motif in the novel named “Die Steinesammlerin” by Gert Heidenreich published in 1984 have been studied in this article.

Key words: Death, fate, inescapability, Jean Paul, symbol of dart, conscious of quilt.


What about Gender Based Pseudonyms in Blogs?

Doç. Dr. Semahat Işıl AÇIKALIN
Anadolu Üniversitesi
Eğitim Fakültes
i

Abstract: In computer mediated communication there are no visual or auditory clues to indicate speaker’s gender. Usually pseudonyms are used by the participants to hide explicit identity. In blogs (which are personal journals or reversed chronological commentaries) pseudonymous usage is very common. However, pseudonyms may give clues on the gender of a blogger. So, this study aims at investigating the following hypothesis: Males prefer to use pseudonyms whose connotative meanings refer to power, fear and authority, whereas females prefer to use pseudonyms about domestic issues, style and names concerning nature with positive meanings. 40 male and 40 female pseudonyms chosen by the bloggers are taken into consideration. The demographic information concerning their real gender was available on their home page. The results of the study showed that the connotative meaning of pseudonyms used in blogs reveal the gender differences no matter how hard they try to hide their gender identity.

Key words: Pseudonym, blogs, linguistic gender differences


Bloglarda Cinsiyet Belirleyici Takma Adlar

Öz: Yüz yüze iletişimde cinsiyet farklılıkları işitsel ve görsel ipuçları ile hemen ortaya çıkar. İnternet ortamında, bloglarda bu ipuçları söz konusu değildir; iletişim sadece yazılı olarak sağlanır. Kişisel günlük tutma ve karşılıklı haberleşmeyi amaçlayan blog kültüründe yazışmalarda takma ad kullanımı yaygındır. Kişiler takma ad kullanarak kendilerini daha rahat hissetmekte ve gerçek kimliklerini saklamaktadırlar. Ancak, seçtikleri takma adlar cinsiyetleri ile ilgili ipucu verebilmektedir. Bu çalışma, aşağıdaki hipotezleri araştırmak için yapılmıştır: Erkekler takma ad seçiminde güç, kuvvet ve korku ifade eden sözcükleri seçerken, kadınlar ev ortamı ile ilgili, kendi becerilerini ortaya koyan ve olumlu anlam taşıyan doğa ile ilgili sözcükleri tercih etmektedirler. 40 erkek ve 40 kadın blogcu değerlendirmeye alınmış ve blogcuların gerçek cinsiyetlerine kendi sayfalarındaki kimlik bilgileri aracılığıyla ulaşılmıştır. Sonuçta takma adların, taşıdıkları çağrışımsal anlamlarla cinsiyet özelliklerini ortaya çıkardığı saptanmıştır.

Anahtar sözcükler: Takma ad, blog, dilsel cinsiyet farklılıkları


SINIF ÖĞRETMENLERİNE GÖRE ÖĞRENCİLERİN SOSYAL BİLGİLER DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMINA (2004) İLİŞKİN YAKLAŞIMLARI

Yrd. Doç. Dr. A. Figen ERSOY Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Yrd. Doç. Dr. Erdoğan KAYA Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Öz: Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı (2004) öğrenci merkezli öğretim yaklaşımını benimsemiştir. Bu süreçte, öğrencilerin Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programına (2004) ilişkin yaklaşımlarının belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programına (2004) ilişkin öğrenci yaklaşımlarını öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak belirlemektir. Araştırmada yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma amaçlı örneklem biçimlerinden ölçüt örneklem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 5. sınıfı okutan 21 gönüllü sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırma verileri, 2005-2006 öğretim yılı Haziran ayında toplanmıştır. Veriler, betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenler, öğrencilerin yapılandırmacı yaklaşımın uygulandığı Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim programını genel olarak olumlu karşıladıklarını, zevk aldıklarını ancak ilk zamanlarda uyum sağlamada zorlandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında öğrencilerin en çok araştırma, drama ve grup çalışmalarından hoşlandıklarını belirtirken, en çok araştırma etkinliğinde zorlandıklarını dile getirmiştir. Ayrıca, öğretmenler yapılandırmacılığa dayalı Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programının uygulanmasıyla birlikte öğrencilerin araştırmacı yönlerinin güçlendiğini, derste daha etkin olduklarını, dersi sevmeye başladıklarını ancak, daha az çalışmaya başladıklarını belirtmişlerdir.

Anahtar Kelimeler: Öğrenci Yaklaşımları, Sosyal Bilgiler, Öğretim Programı, Yapılandırmacılık.


THE PERCEPTIONS OF STUDENTS TOWARDS THE SOCIAL STUDIES CURRICULUM (2004) ACCORDING TO THE OPINIONS OF CLASSROOM TEACHERS

Abstract: The curriculum of Social Studies has adapted a student centred approach. In this process, understanding the students’ perceptions towards Social Studies curriculum is of great importance. The purpose of this study is to understand the student perceptions towards The Social Studies curriculum (2004) according to the teachers’ opinions. Semi-structured interviews were used in this study. Criterion sampling technique was employed as purposeful sampling method. 21 volunteer classroom teachers who were teaching 5th grade participated in the study. The research data were collected in June 2006 and they were analyzed descriptively. The participants stated that students’ overall impression towards The Social Studies curriculum in which constructive approach was implemented was positive and they enjoyed the course; however, they had difficulties in getting adapted initially. The participants concluded that the activities that the students liked the most were researching, drama, and group work activities. On the other hand, the activity that they had the most difficulty was researching. The participants also stated that along with the implementation of Social Studies curriculum based on constructivism, the students improved their research techniques, were more effective in the course and gained more positive attitudes towards the course. However, they tended to study less.

Key Words: Student perceptions, Social Studies, Curriculum, Constructivism.

Vygotsky’s Sociocultural Theory and Dynamic Assessment in Language Learning

Arş.Grv.Özgür Yıldırım
Anadolu Üniversitesi
Eğitim Fakültesi


Abstract:Applying Vygotsky’s sociocultural theory into assessment, ‘dynamic assessment’ in language learning might offer new insights to language classroom. Vygotsky’s theory basically offers that if we want to understand learning and development, we have to focus on process instead of product. In other words, a Vygotskian approach to language assessment suggests that ‘process of development’ should be seen as a predictor of the individual’s or group’s future performance. This paper takes an in depth look at the issue of dynamic assessment from the standpoint of Vygotsky’s sociocultural theory. First the theoretical framework is drawn, and then the methodological applications of the theory are discussed.

Key Words: dynamic assessment, Vygotsky, sociocultural theory


Vygotsky’nin Sosyokültürel Teorisi ve Dil Öğretiminde Dinamik Ölçme


Öz:Vygotsky’nin sosyokültürel teorisini ölçme ve değerlendirme alanına uygulayan ‘dinamik ölçme’ yabancı dil öğretimi yapılan sınıflardaki ölçme ve değerlendirme faaliyetlerine yeni bir soluk getirebilecek kapasitededir. Vygotsky’nin teorisinin temel noktası, gelişim ve öğrenmeyi anlayabilmenin yolunun sonuçtan çok sürece odaklanmakla mümkün olacağıdır. Diğer bir deyişle, yabancı dil sınıflarındaki ölçme ve değerlendirme faaliyetlerine getirilebilecek Vygotsky odaklı bir yaklaşıma göre, ‘gelişim sureci’ bir kişinin ya da grubun gelecekteki performansının da habercisi olarak algılanmalıdır. Bu makale, dinamik ölçme konusunu Vygotsky’nin sosyokültürel teorisinin ışığında incelemektedir. Makalede öncelikle teorik çerçeve çizilecek, daha sonra da teorinin yabancı dil öğretimi yapılan sınıflara pratik anlamda nasıl yansıtılabileceği tartışılacaktır.

Anahtar sözcükler: dinamik ölçme, Vygotsky, sosyokültürel teori

ZİHİN ÖZÜRLÜ BİR ÖĞRENCİYE SABİT BEKLEME SÜRELİ ÖĞRETİMLE TOPLAMA VE ÇIKARMA ÖĞRETİMİ

Prof.Dr.Gönül Kırcaali-İftar Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yrd.Doç.Dr.Yasemin Ergenekon Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yrd.Doç.Dr.Ayten Uysal Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü


Öz: Zihin özürlü öğrencileri, bağımsız yaşama hazırlamak için işlevsel akademik becerilerin öğretilmesi gereklidir. İşlevsel akademik beceriler, günlük yaşam etkinliklerini yerine getirirken kullanılan becerilerdir. Temel matematik (para, zaman, işlem yapma) ve okuma-yazma becerileri her çocuk için işlevsel akademik becerilerdir. Alanyazın, sabit bekleme süreli öğretim yönteminin, bazı tek basamaklı matematik becerilerinin öğretiminde olduğu gibi, zincirleme matematik becerilerinin öğretiminde de etkili şekilde kullanılabileceğine ilişkin fikir vermektedir. Bu araştırmada, sabit bekleme süreli öğretim yönteminin, hafif düzeyde zihin özürlü bir öğrencinin eldeli toplama ve onluk bozarak çıkarma becerilerini edinimi üzerindeki etkilerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırmada, temel toplama ve çıkarma becerilerinin öğretiminde sabit bekleme süreli öğretim yönteminin etkililiğini sınamak amacıyla, tek denekli araştırma yöntemlerinden davranışlar arası çoklu başlama modeli kullanılmıştır. Araştırma sonunda, deneğin kendisine sabit bekleme süreli öğretim yöntemi kullanılarak öğretilen toplama ve çıkarma becerilerine ilişkin beceri basamaklarını edindiği ve sürdürdüğü belirlenmiştir. Araştırma verileri, toplama ve çıkarma işlemlerinin sonuçlarına dayalı olarak değil, beceri analizinde yer alan basamakların doğru olarak yerine getirilmesine dayalı olarak toplanmıştır. İleri araştırmalarda farklı matematik becerilerinin öğretiminde sabit bekleme süreli öğretimin etkililiği sınanabilir. Ayrıca, matematik becerilerinin öğretiminde sabit bekleme süreli öğretimin etkililiğinin yanı sıra verimliliği de, diğer yanlışsız öğretim yöntemlerine kıyasla irdelenebilir.

Anahtar sözcükler: Sabit bekleme süreli öğretim, yanlışsız öğretim, matematik becerileri, zincirleme beceriler, zihin özrü, çoklu başlama modeli.


TEACHING ADDITION AND SUBTRUCTION VIA CONSTANT TIME DELAY PROCEDURE TO A STUDENT WITH INTELLECTUAL DISABILITIES

Abstract: Functional academic skills need to be taught to students with intellectual disabilities in order to prepare them for independent living. Functional academic skills are those utilized for implementing daily living activities. Basic math (money, time, facts) and reading-writing are functional skills for every child. The literature suggests that constant time delay procedure can be used for teaching chained math skills just like it is used for teaching some discrete math skills. It was aimed to evaluate the effects of constant time delay procedure on teaching basic addition and subtraction skills to a student with mild intellectual disabilities in this study. In order to analyze the effects of constant time delay on teaching basic addition and subtraction skills, multiple baseline design across behaviors which is a type of single-subject designs was utilized. It was found that the subject was able to attain and maintain the addition and subtraction steps taught to him via constant time delay procedure. The research data were collected based on the steps of the task analyses completed correctly rather than based on the results of the calculations. The effects of constant time delay procedure on teaching other math skills can be examination in the future research. Moreover, the efficiency of the constant time delay procedure in addition to its effectiveness can be analyzed in comparison to other errorless teaching procedures.

Keywords: Constant time delay, errorless teaching, math skills, chained tasks, intellectual disabilities, multiple baseline design.


GAZETE OKURLARININ OKUMA MOTİVASYONLARI VE DOYUMLARI ÜZERİNE BİR KULLANIMLAR VE DOYUMLAR ARAŞTIRMASI Arş. Grv. Dr. Fatih BAYRAM
Akdeniz Üniversitesi
İletişim Fakültesi


Öz: Kitle iletişim araçları içinde haber verme işlevi ile öne çıkan gazeteler, okurları tarafından farklı motivasyonlar ile kullanılmaktadır. Bu motivasyonlardan bazıları, haberdar olma, eğlenme ve boş zamanları değerlendirme, sosyal uyumdur. Gazete okuma sürecini okur perspektifinden değerlendiren kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı, okuyucunun iletişim sürecini kendisinin belirlediğini ve okuma davranışlarını sosyal ve psikolojik gereksinimlerin oluşturduğunu ileri sürmektedir. Bu çalışmada faktör analizi yöntemiyle, örneklem kapsamında ulaşılan deneklerin gazete okumaktan elde ettiği doyumlara ilişkin maddeler gruplanmıştır. Eskişehir evreninde yer alan gazete okurları basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiş ve okuyucuların yanıtladıkları anketlerden yola çıkılarak dört temel motivasyon ve doyum belirlenmiştir. Bunlar; enformasyon edinme, eğlence, boş zaman değerlendirme ve kendini gerçekleştirmedir. Faktörleri oluşturan maddeler içinde en fazla deneğin işaretlemiş olduğu “gazete okurum; çünkü haber almamı sağlar” seçeneği aynı zamanda 4,70 ortalama ile en yüksek ortalamaya sahiptir.

Anahtar Kelimeler: Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı, Gazete Okurluğu, Gazetecilik


A USES and GRATIFICTIONS RESEARCH ON READING MOTIVATIONS and GRATIFICATIONS of NEWSPAPER READERS

Abstract: Giving information is one of the main function of mass communication tools. Newspaper readers are using newspaper for different motivations. Gaining information, entertainment, leisure time activities, social integration is some motivations of media. Uses and gratifications theory asserts that reader is active part of communication process and reading habits figure on social and psychological needs. Items from readers’ gratifications are categorized by using factor analysis from questionnaire participants. In this study, researcher used random sampling from Eskisehir population. There are four basic motivations and gratifications from surveys: gaining information, entertainment, leisure time activities and self-actualization. “I read newspaper, because it provides me news” item is the most remarked option for participants. Also it has high-level mean with 4,70.

Key Words: Uses and Gratifications Theory, Newspaper Readership, Journalism