Konfüçyüsçülüğün Sanata Bakış Açısı ve Bir Kültür Üretimi Olarak Popüler Müzik: Konfüçyüs’ün Mesajı Kırmızıgül İle Somutlaşıyor
Yrd.Doç.Dr. Billur ÜLGER
Trakya Üniversitesi
Tekirdağ Meslek Yüksekokulu
Öz : Çin tarihinin en büyük düşünürü ve siyaset kuramcısı Konfüçyüs’ün, üretilen müzik ile toplumsal refah arasında kurduğu bağ, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. 1950’lerdeki sanayileşme hareketleriyle birlikte Türkiye’de birçok kural, değer ve inanç altüst olmuş, yeni olaylar, beğeniler, tüketim biçimleri ortaya çıkmıştır. Bu anlamda popüler kültür, üst kültür ürünlerinin karşısında vazgeçilmez konumunu almıştır. Türkiye gibi az gelişmişlik örneği gösteren kapitalist toplumlarda halk, hakim sınıflara karşı kendi isyankar duygularını işleyen, toplum içindeki çarpıklıkları barındıran popüler müzik ürünleriyle avunmakta, kendi çaresizliğini, yenilmişliğini anlatan bu ürünlerden ilginç bir haz almaktadır. Oysa sanatın, insanlığın mutluluğa doğru ilerlemesi, insan yaşamının gelişmesi için bir yol olduğu varsayılmaktadır. Dolayısıyla günümüzde, sanat kavramına ait bakış açılarının tümden değiştiği söylenebilir.
Anahtar Sözcükler : Konfüçyüs, Sanat, Müzik, Estetik, İdeoloji, Hakimiyet, Modernizm
Abstract : The connection which Confucius, the greatest philosopher and political theorist in Chinese history, made between social welfare and music production has been taken as the starting point of this paper. Beginning with the industrialization movements in 1950s, many rules, values and believes have changed, new pleasures and consumption types have occurred. In this sense, popular culture products have become irresistable in comparison with high culture products. In developing, capitalist countries such as Turkey, people are interestingly consoled and delighted with popular music products which perform their rebelliousness against dominating classes, and which include social injustice. However, art is considered, actually, to be a road taken for people’s happiness and development. Therefore it is possible to say that in most of today’s societies, the perception of the concept “art” has totally changed.
Key Words : Confucius, Art, Music, Aesthetic, Ideology, Hegemony, Modernism
Küreselleşme Sürecinde işveren Sendikalarında Yeniden Yapılanma Gereksinimi
Yrd.Doç.Dr. Fatma KOCABAŞ
Anadolu Üniversitesi
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri
Öz : Bu çalışmada küreselleşme sürecinin işveren sendikalarının işlevleri üzerindeki etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak işveren sendikalarının özellikleri ele alınmış, daha sonra geçen yüzyılın son çeyreğinde yaşanılan değişimin işveren sendikalarını ne şekilde etkilediği üzerinde durulmaya çalışılmıştır.
Anahtar Sözcükler : Küreselleşme, İşveren Sendikaları, İşçi Sendikaları, İşveren Sendikalarının İşlevleri.
Abstract : In this study, it is attempted to survey the impacts of the globalization process on the functions of employers’ organizations. In this manner, first it is examined the features of employers’ organizations and then it is attempted to emphasize how the changes in the fourth quarter of the last century effected the employers’ organizations.
Key Words : Globalization, Employers’ Organizations, Trade Unions, The Functions of Employers’ Organizations.
ABD ve İngiltere Kamu Sağlık Sigortası Programları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme
Yrd.Doç.Dr. A. İlhan ORAL
Anadolu Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Öz : Bireylerin, kendilerine sağlık güvencesi sağlamak amacıyla yararlandıkları başlıca iki araç vardır. Bunlar devlet tarafından yürütülen kamu sağlık sigortaları ile özel sağlık sigortalarıdır. Bu çalışmada kapsamı dar olmasına karşın farklı bir yapısı bulunan ABD kamu sağlık sigortaları ile İngiliz kamu sağlık sigortaları incelenmiştir.
Öncelikle her iki ülkenin kamu sağlık sigortalarının (Medicare ve NHS) tarihsel gelişimi ile sağlık hizmetleri ortaya konmuştur. Daha sonra kamu sağlık sigortasından sağlanan sağlık yardımları, parasal yardımlar, yardımlardan yararlanma koşulları, yardımların kapsamı ve finansman kaynakları gibi konular karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın son kısmında da Medicare ve NHS’ye yönelik genel bir değerlendirmeye yer verilmiştir.
Anahtar Sözcükler : Sosyal sigorta, sağlık sigortası, hastalık sigortası, sağlık hizmetleri
Abstract : There are two main vehicles that individuals make use of in order to provide health insurance for themselves. These are health insurances carried out by the government and private health. In this study the England public health insurances and USA puplic health insurances that have different structure have been studied although their coverage is limited.
First of all, the historical development of public health insurances (Medicare and NHS) of both countries and their health services have been putforward. Later on, health aids provided from public health insurances, financial aids conditions for making use of these aids, the coverage of aids and their financial resources have been studied comperatively. In the last part of study, a gerenal evaluation towards Medicare and NHS have been given.
Key Words : Social insurance, health insurance, sickness insurance, health service.
İş Hukuku Açısından İşçinin Bilgi Uçurması (Whistleblowing)
Yrd.Doç.Dr. Ufuk AYDIN
Anadolu Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Öz : Bilgi uçurma (whistleblowing) son dönemde iş hukuku uygulama ve teorisinin ilgi alanına girmeye başlamıştır. Türkçe’de doğrudan bir karşılığı bulunmayan ve “işçinin işyerinde öğrendiği yanlışları açığa çıkarması” şeklinde ifade edilebilecek bilgi uçurmanın, işçinin kendisi, işyeri ve kamuoyu bakımından önemli etkileri bulunmaktadır.
Bilgi uçurma ile iş hukukunun kesişme noktası işçinin sadakat borcudur. Bilgi uçurmanın işçinin sadakat borcuna etkisi, konuya ilişkin tartışmaların odak noktasını oluşturmaktadır. Genel olarak, hizmet akdi ile işverene karşı sadakat borcu altına giren işçinin bilgi uçurmasının, borcun ihlali anlamına gelmediği kabul edilmekte ve bilgi uçuran işçinin korunması yoluna gidilmektedir.
Konuya ilişkin ulusal ve uluslararası hukuki düzenleme yok denecek kadar azdır. Sadece İngiltere’de bilgi uçurma konusu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Türk hukukunda da bilgi uçurmaya ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta; varolan hukuki düzenlemeler ise ortaya çıkabilecek sorunları çözecek nitelik taşımamaktadır.
Anahtar Sözcükler : Bilgi uçurma; Sadakat borcu; Hizmet akdi; İngiliz Hukuku, İş güvencesi
Abstract : Whistleblowing is a new issue gaining attention in the theory and application of labour law. Whistleblowing can be understood as “revealing faults in the workplace to the public” or “disclosure of malpractice by employees, as well as illegal acts or omissions at work”.
The intersection between whistleblowing and the labour law is the duty of fidelity of the employee. The debate is about the effect of whistleblowing on the duty. It is generally believed that whistleblowing is not a breach of the contract of service and the duty of fidelity; so the whistleblower is protected by law.
Neither national nor international laws have specific regulations dealing with whistleblowing instead of England. England is the only country, having a special act on whistleblowing. Like many other countries, Turkey has no specific legislation on whistleblowing. Existing rules in Turkish Labour Law are not enough to solve the whistleblowing problems.
Key Words : Whistleblowing; Duty of fidelity; Dismissal; Labour dispute; English Labour Law.
Gerhart Hauptmann’ın Bahnwärter Thiel Adlı Novelin Türkçe Çevirisi Üzerine Yorumsal Bir İnceleme
Yrd.Doç.Dr. Zehra GÜLMÜŞ
Anadolu Üniversitesi
Yabancı Diller Yüksekokulu
Öz : Bu makalede Alman edebiyatının 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almış büyük yazarlarından Gerhart Hauptmann’nın (1862-1946) en tanınmış noveli olarak kabul edilen “Bahnwärter Thiel”in (1888) Türkçe çevirisi ele alınmaktadır. Natüralizm olarak adlandırılan edebiyat akımının en önemli Alman temsilcisi Hauptmann, bu novelde 19. yüzyıl sonlarında çağın olguları içinde ortaya çıkan düşünce tarzını ustalıkla çizip, kendi çağının çok ilerisini etkilemeye devam etmektedir. 1946 yılında “Hat Bekçisi Thiel” adıyla dilimize kazandırılan novelin Türkçe çevirisi üzerine günümüze dek bir araştırma yapılmamıştır.
Çalışma yazınsal çevirideki yöntemler ile başlayıp, yazar, çevirmen ve okur ilişkisi sorusu ile devam etmektedir. İnceleme bölümünde kullanılan yöntem kaynak metin odaklıdır. Yazınsal eserlerde yazarın iletisi bir bütün oluşturan içerik, biçim ve biçemde yansımaktadır. Bu nedenle kaynak metinden seçilen paragraf, tümce, sözcük ve deyimler çevirileri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve çevirmenin okura sunduğu çözümler örneklerle tartışılmıştır. Yazının amacı, çevirmenin yazarın kendine özgü dil kullanımı ve iletisini Türk okuruna ne denli yansıtabildiğini saptamaktır.
Anahtar Sözcükler : Yazınsal çeviri, yazarın iletisi, yorumbilim, Gerhart Hauptmann
Abstract : This article is about the Turkish translation of Gerhart Hauptman’s (1862-1946) most known novel “Bahnwärter Thiel” (1888). Hauptmann, who won the Nobel Literary Price in 1912, is one of the most famous German authors and the most important representative of the literary trend, called Naturalizm. In “Bahnwärter Thiel” Hauptmann describes in a magnificient way the mentality in the end of the 19th century. His description has been very effective and still effects the reader today. The novel was translated into Turkish in 1946. From then on there hasn’t been any study on the Turkish version, “Hat Bekcisi Thiel”.
Thinking that in literary translation the author’s message resulting from the content, form and style of the text has to be transferred, this article analyses some selected passages, sentences, words and idioms by comparing them with the original version and discusses the solutions found by the translator. The aim of the article is to clarify to what extent the translator was successful concerning the transfer of the author’s originality and message to the Turkish reader.
Key Words : Literary translation, author intention, hermeneutics, Gerhart Hauptmann
Avrupa Birliği İle Entegrasyon Sürecinde Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (Kobi) Rekabet Güçlerinin Arttırılması ve Eskişehir’de Makine İmalatı ve Gıda Sektöründe Yer Alan Kobi’ler Üzerinde Uygulama
Prof.Dr. Birol TENEKECİOĞLU
Doç.Dr. Nuri ÇALIK
Yard.Doç.Dr. N. Figen ERSOY
Anadolu Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Öz : Bu makalede rekabetçi üstünlük kavramı ve küçük ve orta ölçekli işletmelerde (KOBİ) bu üstünlüklerinin nasıl arttırılacağı incelenmiştir. Çalışmada, makine imalatı ve gıda sektöründeki 58 firmanın, rekabetçi üstünlükleri ve zayıf yönleri araştırılmıştır. Ardından, bu firmaların Avrupa Birliği’ndeki (AB) küçük ve orta ölçekli işletmeler karşısındaki üstün yönleri irdelenmiştir. Her ne kadar 58 firma incelense de, hem Eskişehir’deki hem de AB’ndeki firmaların kıyaslanmasında önemli bilgilere ulaşılmıştır. Örnek büyüklüğü bu çalışmayı kısıtlasa da, bu güçlük kullanılan istatistiksel tekniklerle ortadan kaldırılmıştır. Burada, işletmelerin hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda karşılaştıkları sorunlar ele alınmış, bunlar işletmelerin üstünlükleriyle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, her iki sektördeki işletmelerin rekabet güçleri ortaya konmuştur.
Anahtar Sözcükler : Rekabet üstünlüğü, Pazarlama stratejileri, Küçük ve orta ölçekli işletmeler, Avrupa Birliği
Abstract : In this paper, the concept of competitive power and spesicific ways and means of improving competitive powers of small and medium enterprises (SMEs) are discussed. A field study is conducted among selected SMEs from Eskisehir machinery manufacturing and food processing industries. Competitive strengh of those firms in comparison to European Union firms are discussed. Even with limited sample sizes of 58, critical information is generated by careful utilization of statistical methods and procedures. The problems which are confronted by both national and international markets are handdled and these problems are compared with the advantages of the firms in this work. According to the results achieved, the competitive powers of the firms of both sectors are sustained.
Key Words : Competitive powers, Marketing Strategies, Small and Medium Firms; European Union
Özbakım Becerilerinin Öğretiminde İpucunun Giderek Azaltılmasıyla Öğretim Yönteminin Etkililiği
Yrd. Doç. Dr. Arzu Özen
Öğr. Grv. Çimen Acar
Özlem Tavlar - Özlem Çetin
Anadolu Üniversitesi - Engelliler Araştırma Enstitüsü
Öz : Bu araştırmanın genel amacı, zihin özürlü öğrencilere özbakım becerilerinin öğretiminde ipucunun giderek azaltılması öğretim yönteminin etkililiğini belirlemektir. Araştırmaya Anadolu Üniversitesi Zihin Engelliler Programı’na devam etmekte olan üç zihin özürlü öğrenci katılmıştır. Araştırmanın modeli tek-denekli araştırma modellerinden beceriler arası yoklama evreli çoklu yoklama modelidir. Araştırmanın bağımlı değişkenleri, öğrencilerin öz-bakım becerilerinden, bisiklet yaka kazak giyme, çıtçıt açma-kapama ve diş fırçalama becerilerini gerçekleştirme düzeyleridir. Araştırmanın bağımsız değişkeni ise, ipucunun giderek azaltılması öğretim yöntemine dayalı olarak hazırlanan bireyselleştirilmiş öğretim programlarının uygulanmasıdır. Araştırmada hedef becerilerin belirlenmesi için öncelikle beceri kontrol listeleri hazırlanmıştır. Belirlenen hedef beceriler dikkate alınarak bireyselleştirilmiş öğretim programları hazırlanmıştır. Araştırmada öğrencilere ilişkin belirlenen hedef becerilerde, başlama, öğretim ve izleme verilerinin toplanması için ölçü araçları geliştirilmiştir. Araştırmanın uygulama evresinde ipucunun giderek azaltılması öğretim yöntemi tam fiziksel ipucu, kısmi fiziksel ipucu, sözel ipucu, bağımsız olarak gerçekleştirme şeklinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda bir deneğin diş fırçalama becerisi dışında, belirlenen becerileri araştırmada hedeflenen ölçüt doğrultusunda gerçekleştirdiği görülmüştür.
Anahtar Sözcükler : Zihin özürlü bireyler, özbakım becerileri, ipucunun giderek azaltılmasıyla öğretim
Abstract : The purpose of the present study is to investigate the effectiveness of the most to least prompting procedure on teaching chained self-care skills to students with developmental disabilities. Three students with developmental disabilities participated in this study. All subjects were attending a university unit for the early childhood students with special needs. A multiple probe design across behaviors, replicated across students was used to investigate the effectiveness of the most-to-least prompting procedure on teaching self-care skills to the subjects. All sessions were conducted at the sink of the self-care classroom at the university unit. An Individualized education program was developed for each target behavior. As mentioned before most to least prompting procedure was used to teach these target behaviors. During instruction full physical prompting, partial physical promting, verbal prompting and independent performance techniques were used. The dependent measure was the percentage of correct responding to the task analyses. There were two types of subject responses: (a) correct responses, and (b) incorrect responses. The criteria were at least 80% correct responding of each target behavior. Both types of reliability, interobserver reliability and procedural reliability, data were collected during 20 % of all sessions. The results of the study revealed that most-to-least prompting was effective in teaching chained self-care skills to students with developmental disabilities.
Key Words : Indivuduals with mental retardation, self-care skills, most-to-least prompting
Gelişim Yetersizliği Olan Çocuklara Renk Öğretiminde Eşzamanlı İpucuyla Öğretimin Etkililiği
Yrd.Doç.Dr. Bünyamin Birkan
Anadolu Üniversitesi
Engelliler Araştırma Enstitüsü
Öz : Bu araştırmada, gelişim yetersizliği olan çocuklara renk öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği araştırılmıştır. Araştırmaya orta ve ileri derecede gelişim yetersizliği olan iki denek katılmıştır. Eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiğini belirlemek için tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmış; deneklerle replike edilmiştir. Araştırma bulguları eşzamanlı ipucuyla öğretimin her iki deneğe de hedef davranışları öğretmede etkili olduğunu göstermektedir. Öğrenciler hedef davranışları öğretim bittikten 7, 18 ve 25 gün sonra yüksek oranda sürdürmüşler ve araçlar arası %100 düzeyinde genellemişlerdir. Araştırmanın sonunda çalışmanın sınırlılıkları tartışılarak ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Anahtar Sözcükler : Eşzamanlı ipucuyla öğretim; gelişimsel yetersizlik, kavram öğretimi.
Abstract : The effectiveness of simultaneous prompting procedure for teaching colors to students with developmental disabilities was evaluated. Participants included two students whose functioning levels ranged from typically developing to moderate and severe disabilities. The effectiveness of a simultaneous prompting procedures was evaluated through the use of a multiple probe design across behaviors and replicated across students. Results indicated that the procedure was successful in teaching the target behaviors to both students. These students maintained the target behaviors at high rates 7, 18, and 25 days after training. Furthermore, they generalized the responses across stimulus materials with 100 % accuracy. Limitations of the study and future research implications are discussed.
Key Words : Simultaneous prompting, developmental disabilities, concept teaching.
Yrd.Doç.Dr. Billur ÜLGER
Trakya Üniversitesi
Tekirdağ Meslek Yüksekokulu
Öz : Çin tarihinin en büyük düşünürü ve siyaset kuramcısı Konfüçyüs’ün, üretilen müzik ile toplumsal refah arasında kurduğu bağ, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. 1950’lerdeki sanayileşme hareketleriyle birlikte Türkiye’de birçok kural, değer ve inanç altüst olmuş, yeni olaylar, beğeniler, tüketim biçimleri ortaya çıkmıştır. Bu anlamda popüler kültür, üst kültür ürünlerinin karşısında vazgeçilmez konumunu almıştır. Türkiye gibi az gelişmişlik örneği gösteren kapitalist toplumlarda halk, hakim sınıflara karşı kendi isyankar duygularını işleyen, toplum içindeki çarpıklıkları barındıran popüler müzik ürünleriyle avunmakta, kendi çaresizliğini, yenilmişliğini anlatan bu ürünlerden ilginç bir haz almaktadır. Oysa sanatın, insanlığın mutluluğa doğru ilerlemesi, insan yaşamının gelişmesi için bir yol olduğu varsayılmaktadır. Dolayısıyla günümüzde, sanat kavramına ait bakış açılarının tümden değiştiği söylenebilir.
Anahtar Sözcükler : Konfüçyüs, Sanat, Müzik, Estetik, İdeoloji, Hakimiyet, Modernizm
Abstract : The connection which Confucius, the greatest philosopher and political theorist in Chinese history, made between social welfare and music production has been taken as the starting point of this paper. Beginning with the industrialization movements in 1950s, many rules, values and believes have changed, new pleasures and consumption types have occurred. In this sense, popular culture products have become irresistable in comparison with high culture products. In developing, capitalist countries such as Turkey, people are interestingly consoled and delighted with popular music products which perform their rebelliousness against dominating classes, and which include social injustice. However, art is considered, actually, to be a road taken for people’s happiness and development. Therefore it is possible to say that in most of today’s societies, the perception of the concept “art” has totally changed.
Key Words : Confucius, Art, Music, Aesthetic, Ideology, Hegemony, Modernism
Küreselleşme Sürecinde işveren Sendikalarında Yeniden Yapılanma Gereksinimi
Yrd.Doç.Dr. Fatma KOCABAŞ
Anadolu Üniversitesi
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri
Öz : Bu çalışmada küreselleşme sürecinin işveren sendikalarının işlevleri üzerindeki etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak işveren sendikalarının özellikleri ele alınmış, daha sonra geçen yüzyılın son çeyreğinde yaşanılan değişimin işveren sendikalarını ne şekilde etkilediği üzerinde durulmaya çalışılmıştır.
Anahtar Sözcükler : Küreselleşme, İşveren Sendikaları, İşçi Sendikaları, İşveren Sendikalarının İşlevleri.
Abstract : In this study, it is attempted to survey the impacts of the globalization process on the functions of employers’ organizations. In this manner, first it is examined the features of employers’ organizations and then it is attempted to emphasize how the changes in the fourth quarter of the last century effected the employers’ organizations.
Key Words : Globalization, Employers’ Organizations, Trade Unions, The Functions of Employers’ Organizations.
ABD ve İngiltere Kamu Sağlık Sigortası Programları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme
Yrd.Doç.Dr. A. İlhan ORAL
Anadolu Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Öz : Bireylerin, kendilerine sağlık güvencesi sağlamak amacıyla yararlandıkları başlıca iki araç vardır. Bunlar devlet tarafından yürütülen kamu sağlık sigortaları ile özel sağlık sigortalarıdır. Bu çalışmada kapsamı dar olmasına karşın farklı bir yapısı bulunan ABD kamu sağlık sigortaları ile İngiliz kamu sağlık sigortaları incelenmiştir.
Öncelikle her iki ülkenin kamu sağlık sigortalarının (Medicare ve NHS) tarihsel gelişimi ile sağlık hizmetleri ortaya konmuştur. Daha sonra kamu sağlık sigortasından sağlanan sağlık yardımları, parasal yardımlar, yardımlardan yararlanma koşulları, yardımların kapsamı ve finansman kaynakları gibi konular karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın son kısmında da Medicare ve NHS’ye yönelik genel bir değerlendirmeye yer verilmiştir.
Anahtar Sözcükler : Sosyal sigorta, sağlık sigortası, hastalık sigortası, sağlık hizmetleri
Abstract : There are two main vehicles that individuals make use of in order to provide health insurance for themselves. These are health insurances carried out by the government and private health. In this study the England public health insurances and USA puplic health insurances that have different structure have been studied although their coverage is limited.
First of all, the historical development of public health insurances (Medicare and NHS) of both countries and their health services have been putforward. Later on, health aids provided from public health insurances, financial aids conditions for making use of these aids, the coverage of aids and their financial resources have been studied comperatively. In the last part of study, a gerenal evaluation towards Medicare and NHS have been given.
Key Words : Social insurance, health insurance, sickness insurance, health service.
İş Hukuku Açısından İşçinin Bilgi Uçurması (Whistleblowing)
Yrd.Doç.Dr. Ufuk AYDIN
Anadolu Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Öz : Bilgi uçurma (whistleblowing) son dönemde iş hukuku uygulama ve teorisinin ilgi alanına girmeye başlamıştır. Türkçe’de doğrudan bir karşılığı bulunmayan ve “işçinin işyerinde öğrendiği yanlışları açığa çıkarması” şeklinde ifade edilebilecek bilgi uçurmanın, işçinin kendisi, işyeri ve kamuoyu bakımından önemli etkileri bulunmaktadır.
Bilgi uçurma ile iş hukukunun kesişme noktası işçinin sadakat borcudur. Bilgi uçurmanın işçinin sadakat borcuna etkisi, konuya ilişkin tartışmaların odak noktasını oluşturmaktadır. Genel olarak, hizmet akdi ile işverene karşı sadakat borcu altına giren işçinin bilgi uçurmasının, borcun ihlali anlamına gelmediği kabul edilmekte ve bilgi uçuran işçinin korunması yoluna gidilmektedir.
Konuya ilişkin ulusal ve uluslararası hukuki düzenleme yok denecek kadar azdır. Sadece İngiltere’de bilgi uçurma konusu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Türk hukukunda da bilgi uçurmaya ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta; varolan hukuki düzenlemeler ise ortaya çıkabilecek sorunları çözecek nitelik taşımamaktadır.
Anahtar Sözcükler : Bilgi uçurma; Sadakat borcu; Hizmet akdi; İngiliz Hukuku, İş güvencesi
Abstract : Whistleblowing is a new issue gaining attention in the theory and application of labour law. Whistleblowing can be understood as “revealing faults in the workplace to the public” or “disclosure of malpractice by employees, as well as illegal acts or omissions at work”.
The intersection between whistleblowing and the labour law is the duty of fidelity of the employee. The debate is about the effect of whistleblowing on the duty. It is generally believed that whistleblowing is not a breach of the contract of service and the duty of fidelity; so the whistleblower is protected by law.
Neither national nor international laws have specific regulations dealing with whistleblowing instead of England. England is the only country, having a special act on whistleblowing. Like many other countries, Turkey has no specific legislation on whistleblowing. Existing rules in Turkish Labour Law are not enough to solve the whistleblowing problems.
Key Words : Whistleblowing; Duty of fidelity; Dismissal; Labour dispute; English Labour Law.
Gerhart Hauptmann’ın Bahnwärter Thiel Adlı Novelin Türkçe Çevirisi Üzerine Yorumsal Bir İnceleme
Yrd.Doç.Dr. Zehra GÜLMÜŞ
Anadolu Üniversitesi
Yabancı Diller Yüksekokulu
Öz : Bu makalede Alman edebiyatının 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almış büyük yazarlarından Gerhart Hauptmann’nın (1862-1946) en tanınmış noveli olarak kabul edilen “Bahnwärter Thiel”in (1888) Türkçe çevirisi ele alınmaktadır. Natüralizm olarak adlandırılan edebiyat akımının en önemli Alman temsilcisi Hauptmann, bu novelde 19. yüzyıl sonlarında çağın olguları içinde ortaya çıkan düşünce tarzını ustalıkla çizip, kendi çağının çok ilerisini etkilemeye devam etmektedir. 1946 yılında “Hat Bekçisi Thiel” adıyla dilimize kazandırılan novelin Türkçe çevirisi üzerine günümüze dek bir araştırma yapılmamıştır.
Çalışma yazınsal çevirideki yöntemler ile başlayıp, yazar, çevirmen ve okur ilişkisi sorusu ile devam etmektedir. İnceleme bölümünde kullanılan yöntem kaynak metin odaklıdır. Yazınsal eserlerde yazarın iletisi bir bütün oluşturan içerik, biçim ve biçemde yansımaktadır. Bu nedenle kaynak metinden seçilen paragraf, tümce, sözcük ve deyimler çevirileri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve çevirmenin okura sunduğu çözümler örneklerle tartışılmıştır. Yazının amacı, çevirmenin yazarın kendine özgü dil kullanımı ve iletisini Türk okuruna ne denli yansıtabildiğini saptamaktır.
Anahtar Sözcükler : Yazınsal çeviri, yazarın iletisi, yorumbilim, Gerhart Hauptmann
Abstract : This article is about the Turkish translation of Gerhart Hauptman’s (1862-1946) most known novel “Bahnwärter Thiel” (1888). Hauptmann, who won the Nobel Literary Price in 1912, is one of the most famous German authors and the most important representative of the literary trend, called Naturalizm. In “Bahnwärter Thiel” Hauptmann describes in a magnificient way the mentality in the end of the 19th century. His description has been very effective and still effects the reader today. The novel was translated into Turkish in 1946. From then on there hasn’t been any study on the Turkish version, “Hat Bekcisi Thiel”.
Thinking that in literary translation the author’s message resulting from the content, form and style of the text has to be transferred, this article analyses some selected passages, sentences, words and idioms by comparing them with the original version and discusses the solutions found by the translator. The aim of the article is to clarify to what extent the translator was successful concerning the transfer of the author’s originality and message to the Turkish reader.
Key Words : Literary translation, author intention, hermeneutics, Gerhart Hauptmann
Avrupa Birliği İle Entegrasyon Sürecinde Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (Kobi) Rekabet Güçlerinin Arttırılması ve Eskişehir’de Makine İmalatı ve Gıda Sektöründe Yer Alan Kobi’ler Üzerinde Uygulama
Prof.Dr. Birol TENEKECİOĞLU
Doç.Dr. Nuri ÇALIK
Yard.Doç.Dr. N. Figen ERSOY
Anadolu Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Öz : Bu makalede rekabetçi üstünlük kavramı ve küçük ve orta ölçekli işletmelerde (KOBİ) bu üstünlüklerinin nasıl arttırılacağı incelenmiştir. Çalışmada, makine imalatı ve gıda sektöründeki 58 firmanın, rekabetçi üstünlükleri ve zayıf yönleri araştırılmıştır. Ardından, bu firmaların Avrupa Birliği’ndeki (AB) küçük ve orta ölçekli işletmeler karşısındaki üstün yönleri irdelenmiştir. Her ne kadar 58 firma incelense de, hem Eskişehir’deki hem de AB’ndeki firmaların kıyaslanmasında önemli bilgilere ulaşılmıştır. Örnek büyüklüğü bu çalışmayı kısıtlasa da, bu güçlük kullanılan istatistiksel tekniklerle ortadan kaldırılmıştır. Burada, işletmelerin hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda karşılaştıkları sorunlar ele alınmış, bunlar işletmelerin üstünlükleriyle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, her iki sektördeki işletmelerin rekabet güçleri ortaya konmuştur.
Anahtar Sözcükler : Rekabet üstünlüğü, Pazarlama stratejileri, Küçük ve orta ölçekli işletmeler, Avrupa Birliği
Abstract : In this paper, the concept of competitive power and spesicific ways and means of improving competitive powers of small and medium enterprises (SMEs) are discussed. A field study is conducted among selected SMEs from Eskisehir machinery manufacturing and food processing industries. Competitive strengh of those firms in comparison to European Union firms are discussed. Even with limited sample sizes of 58, critical information is generated by careful utilization of statistical methods and procedures. The problems which are confronted by both national and international markets are handdled and these problems are compared with the advantages of the firms in this work. According to the results achieved, the competitive powers of the firms of both sectors are sustained.
Key Words : Competitive powers, Marketing Strategies, Small and Medium Firms; European Union
Özbakım Becerilerinin Öğretiminde İpucunun Giderek Azaltılmasıyla Öğretim Yönteminin Etkililiği
Yrd. Doç. Dr. Arzu Özen
Öğr. Grv. Çimen Acar
Özlem Tavlar - Özlem Çetin
Anadolu Üniversitesi - Engelliler Araştırma Enstitüsü
Öz : Bu araştırmanın genel amacı, zihin özürlü öğrencilere özbakım becerilerinin öğretiminde ipucunun giderek azaltılması öğretim yönteminin etkililiğini belirlemektir. Araştırmaya Anadolu Üniversitesi Zihin Engelliler Programı’na devam etmekte olan üç zihin özürlü öğrenci katılmıştır. Araştırmanın modeli tek-denekli araştırma modellerinden beceriler arası yoklama evreli çoklu yoklama modelidir. Araştırmanın bağımlı değişkenleri, öğrencilerin öz-bakım becerilerinden, bisiklet yaka kazak giyme, çıtçıt açma-kapama ve diş fırçalama becerilerini gerçekleştirme düzeyleridir. Araştırmanın bağımsız değişkeni ise, ipucunun giderek azaltılması öğretim yöntemine dayalı olarak hazırlanan bireyselleştirilmiş öğretim programlarının uygulanmasıdır. Araştırmada hedef becerilerin belirlenmesi için öncelikle beceri kontrol listeleri hazırlanmıştır. Belirlenen hedef beceriler dikkate alınarak bireyselleştirilmiş öğretim programları hazırlanmıştır. Araştırmada öğrencilere ilişkin belirlenen hedef becerilerde, başlama, öğretim ve izleme verilerinin toplanması için ölçü araçları geliştirilmiştir. Araştırmanın uygulama evresinde ipucunun giderek azaltılması öğretim yöntemi tam fiziksel ipucu, kısmi fiziksel ipucu, sözel ipucu, bağımsız olarak gerçekleştirme şeklinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda bir deneğin diş fırçalama becerisi dışında, belirlenen becerileri araştırmada hedeflenen ölçüt doğrultusunda gerçekleştirdiği görülmüştür.
Anahtar Sözcükler : Zihin özürlü bireyler, özbakım becerileri, ipucunun giderek azaltılmasıyla öğretim
Abstract : The purpose of the present study is to investigate the effectiveness of the most to least prompting procedure on teaching chained self-care skills to students with developmental disabilities. Three students with developmental disabilities participated in this study. All subjects were attending a university unit for the early childhood students with special needs. A multiple probe design across behaviors, replicated across students was used to investigate the effectiveness of the most-to-least prompting procedure on teaching self-care skills to the subjects. All sessions were conducted at the sink of the self-care classroom at the university unit. An Individualized education program was developed for each target behavior. As mentioned before most to least prompting procedure was used to teach these target behaviors. During instruction full physical prompting, partial physical promting, verbal prompting and independent performance techniques were used. The dependent measure was the percentage of correct responding to the task analyses. There were two types of subject responses: (a) correct responses, and (b) incorrect responses. The criteria were at least 80% correct responding of each target behavior. Both types of reliability, interobserver reliability and procedural reliability, data were collected during 20 % of all sessions. The results of the study revealed that most-to-least prompting was effective in teaching chained self-care skills to students with developmental disabilities.
Key Words : Indivuduals with mental retardation, self-care skills, most-to-least prompting
Gelişim Yetersizliği Olan Çocuklara Renk Öğretiminde Eşzamanlı İpucuyla Öğretimin Etkililiği
Yrd.Doç.Dr. Bünyamin Birkan
Anadolu Üniversitesi
Engelliler Araştırma Enstitüsü
Öz : Bu araştırmada, gelişim yetersizliği olan çocuklara renk öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği araştırılmıştır. Araştırmaya orta ve ileri derecede gelişim yetersizliği olan iki denek katılmıştır. Eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiğini belirlemek için tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmış; deneklerle replike edilmiştir. Araştırma bulguları eşzamanlı ipucuyla öğretimin her iki deneğe de hedef davranışları öğretmede etkili olduğunu göstermektedir. Öğrenciler hedef davranışları öğretim bittikten 7, 18 ve 25 gün sonra yüksek oranda sürdürmüşler ve araçlar arası %100 düzeyinde genellemişlerdir. Araştırmanın sonunda çalışmanın sınırlılıkları tartışılarak ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Anahtar Sözcükler : Eşzamanlı ipucuyla öğretim; gelişimsel yetersizlik, kavram öğretimi.
Abstract : The effectiveness of simultaneous prompting procedure for teaching colors to students with developmental disabilities was evaluated. Participants included two students whose functioning levels ranged from typically developing to moderate and severe disabilities. The effectiveness of a simultaneous prompting procedures was evaluated through the use of a multiple probe design across behaviors and replicated across students. Results indicated that the procedure was successful in teaching the target behaviors to both students. These students maintained the target behaviors at high rates 7, 18, and 25 days after training. Furthermore, they generalized the responses across stimulus materials with 100 % accuracy. Limitations of the study and future research implications are discussed.
Key Words : Simultaneous prompting, developmental disabilities, concept teaching.

